6 Şubat 2012 Pazartesi

Ak Sakallı Dede


Her türlü efsanenin olduğu gibi mağara efsanelerinin de bir kökeni var. Efsanenin tohumu olan olay çoğunlukla unutulup gittiği için bu efsanelerin ağızdan ağıza aktarılırken nasıl gelişip değiştiğine tanıklık edemiyoruz.

Anlatacağım olay buna bir istisna.

Yeni bir mağarayı keşfeden Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü'nden bir ekip mağaranın içinde bir göle ulaşırlar. Buraya kadar takip ettikleri su altı deresi bu gölde sona ermektedir. Dikkatli bakınca suyun içinden gelen gün ışığını görürler. Ekiptekilerden yandaki resimdeki gibi heybetli bir sakal sahibi olan Hüsam, bu göle dalıp mağaranın dışına çıkmayı denemeye karar verir.

Bu sırada köyün yakınlarındaki ören yerinde kadınlar göldeki suda çamaşır yıkamaktadırlar. Birden gölden mağara tulumu, kaskı ve çuvala benzeyen mağara çantasıyla Hüsam çıkar. Akılları çıkan köylü kadınlar çığlık çığlığa kaçışır.

Bu olaydan 10 yıl sonra tekrar köye giden mağaracılar bu mağaradan çıkan ve sırtında çuvalla altın taşıyan bir ak sakallı dedenin hikayesine kulak misafiri olurlar. Artık sakallarını kesmiş olan Hüsam da gülümseyerek bu hikayeyi dinleyenler arasındadır.

Maden Kuyusunda Bir Arap

Tam mağara değilse de maden kuyularıyla ilgili ilk alıntı Pertev Naili Boratav'dan:
“Maden kuyuları ve definelerle ilgili inançlar var mı?
Anadolu’da işletilen çeşitli madenler ve maden ocakları ile ilgili gelenekler üzerinde araştırmalar yapılmamıştır. Bu konuda 1939 yılında Zonguldak kömür ocaklarında edindiğimiz bilgileri özetliyoruz:
…İşçilerin çoğu ocakta bir ‘Arap’ın (zenci) zaman zaman göründüğüne inanırlar. Onu ocağın ‘sahibi’ sayarlar. O, rastladığı işçiye sorarmış, ’Bu ocak kimin?’ İşçi, ‘Falan şirketin…’ gibi bir karşılık verirse, kızar, onu ya çarpar ya boğar ya da direkleri çökerterek ezermiş. Onun sorusuna ‘Ocak senin’ diye karşılık vermek gerekirmiş. O zaman Arap hoşnut olur, işçiye gücünün yetmeyeceği kadar kömür çıkarmasını sağlarmış. Bize bilgi veren maden çavuşu, bunlara inanmıyor, Arabın boğduğu sanılan işçilerin ölümünü, sara nöbetleriyle düşüp çırpınmaları sırasında direklerin yıkılması ile açıklıyordu. Gene de, ‘Araba kuyuda rastlamadım ama rüyamda gördüğüm oldu’ diyordu” (Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru, K Kitaplığı, s.93)
Varsa hikaye, yollayın, hepsini buraya toplayalım.
Müşemba

Gelin Düştüğü, Gavur Kırıldığı, Aksakallı Dede Çıktığı...

Ülkemiz mağara açısından inanılmaz bir zenginliğe sahip. Maceraperest halkımızın bir yandan ölesiye korktuğu, bir yandan da merak etmekten kendini alamadığı yerler mağaralar. E haliyle her mağara hakkında en az bir efsane mevcut.
Müşemba'yla aklımıza gelenleri, senelerdir kulaktan duyduklarımızı burada paylaşmaya karar verdik bir anda gaza gelip. Umarım anlık gaz olmaktan öteye gidebileceğiz.
Kısmet.